|
Hangi
Haccın Daha Faziletli Olduğu
Fakihler
haccın hangi çeşidinin faziletli olduğu hakkında ihtilaf etmişlerdir.
Şafiiler; hacc-ı ifrad ve temettu yapanlar, hacc ve umrenin fiillerini
tam olarak yaptıkları için temettu ve ifrad'ın, hacc-ı kıran'dan
daha faziletli olduğu görüşündedirler. Halbuki, hacc-ı kıran yapan,
sadece hacc amellerini yapar.
Yine Şafiiler dediler ki: Temettu ve ifrad hakkında iki görüş
vardır. Birinci görüşe göre; temettu daha faziletlidir. İkinci
görüşe göre ise ifrad daha faziletlidir.
Hanefiler şöyle demiştir: Hacc-ı kıran, temettu ve ifrad'dan,
hacc-ı temettu'de hacc-ı ifrad'dan daha faziletlidir.
Malikiler; hacc-ı ifrad'ın, temettu ve kıran'dan daha faziletli
olduğu görüşündedirler.
Hanbeliler ise, temettu'nun, kıran ve ifrad'dan daha faziletli
olduğunu söylemişlerdir.
Kolaya en yakın olan görüş bu olup, insanlar için de en uygunu
budur. Rasulullah (s.a.v.)'in kendisi için tercih ettiği ve ashabına
emrettiği şekil de budur.
Müslim'in Ata'dan rivayet ettiğine göre; Ata demiştir ki: Cabir
bin Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediğini işittim: "Biz Muhammed'in
ashabı, yalnız hacca niyet ettik. Nebi (s.a.v.) Zilhicce'in dördüncü
sabahı gelerek ihramdan çıkmamızı bize emir buyurdu. Rasulullah
(s.a.v.): "İhramdan çıkın, kadınlarınızla cima edin"
dedi. (Rasulullah (s.a.v.) ashabına kadınlarla cima etmeyi kati
olarak emir buyurmamış, lakin kadınları onlara helal kılmıştır.)
Cabir (r.a.) şöyle devam etti: "Biz Arafe ile aramızda ancak
beş gece kalmışken, Rasulullah kadınlarımızla cima etmeyi, sonra
zekerlerimizden meni damlayarak Arafat'a gelmemizi emir buyurdu
öyle mi?" dedi.Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) aramızda
ayağa kalkarak şöyle buyurdu: "Bilirsiniz ki ben, sizin Allah'tan
en ziyade korkanınız, en doğru söyleyeniniz ve en iyinizim. Yanımda
kurbanım olmasaydı, mutlaka ben de sizin çıktığınız gibi ihramdan
çıkardım. Geride bıraktığım bu iş başıma gelseydi, yanımda hediye
getirmezdim. Öyleyse ihramdan çıkın." Bunun üzerine hemen
ihramdan çıktık. Rasulullah'ın emrini dinledik ve itaat ettik.
Mutlak
Olarak İhrama Girmenin Caiz Olduğu
Bir
kimse haccın çeşitlerini bilmediği için, hiçbir çeşidi tayin etmeden,
Allah'ın farzını eda etmeyi kasdederek mutlak olarak ihrama girerse
niyeti caiz olup ihramı sahihtir.
Alimler şöyle dediler: Eğer temettu, kıran ve ifradı kalben kasdetmeden,
lisanıyla da bir şey söylemeden, -insanların yaptığı gibi- hacca
niyet eder ve telbiye getirirse, haccı sahih olur. Bu üç şekilden
herhangi birisini uygular.
Hacc-ı
Kıran ve Temettu Yapanın Tavafı ile Sa'yı ve Harem Ehlinin Hacc-ı
İfrat'tan Başka Hacc Yapamıyacağı
İbn
Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; kendisine temettu haccı
hakkında sorulunca şöyle cevap vermişti: "Veda haccında muhacirler,
ensar ve Nebi (s.a.v.)'ın zevceleri hacc için niyet edip ihrama
girmişlerdi. Biz de aynı şeyi yapmıştık. Mekke'ye vardığımız vakit
Rasulullah (s.a.v.): "Niyetinizi umreye çeviriniz, ancak
kurbanını hazırlamış olanlar müstesna" buyurdu. Biz de Beyt'i
tavaf ettik Safa ile Merve arasındaki sa'yimizi yaptık ve kadınlarımızın
yanına gelerek elbiselerimizi giydik. Rasulullah (s.a.v.) "Kurbanını
hazırlamış olan kurban mahalline varıncaya kadar ihramdan çıkmasın"
buyurdu. Sonra terviye gecesi, yani Zilhicce'nin sekizinci gününde
hacca niyet etmemizi emretti. Mansiki ifa ettikten sonra gelip
Bey'i tavaf ettik ve Safa ile Merve arasında sa'y ettik. Bu suretle
üzerimize kurban vacib olarak haccımızı tamamladık. Allahu Teala
buyuruyor ki: "Kim hacca kadar umreden faydalanırsa, kolayına
gelen bir kurban kesmek gerekir. Bulamayana da hacca esnasında
üç gün, şehrinize döndüğünüzde de yedi gün olmak üzere tam on
gün oruç tutmak lazımdır." (Bakara: 196) Koyun bir kurban
yerini tutar. Bunun üzerine aynı yılda iki ibadeti yani hac ile
umreyi birleştirdiler. Çünkü Allah bunu kitabında böyle inzal
etti. Nebisi de öyle sünnet kıldı ve Mekke'de oturmayanlara bunu
mübah kıldı. Allahu Teala buyuruyor ki: "Bu, ailesi Mescid-i
Haram'da ikamet etmeyenler içindir." (Bakara: 196) Allah'ın
zikrettiği hacc ayları, Şevval, Zilkade ve Zilhicce'dir. Kim bu
aylarda temettu ederse ona kurban veya oruç gerekir. (Buhari)
Bu hadiste, Harem ehlinin temettu ve kıran yapamıyacağına dair
delil vardır. Harem ehli, tek hacc-ı ifrad yapabilir, ayrıca yine
tek olarak da umre yapabilirler. İbn Abbas ve Ebu Hanife'nin görüşü
budur. Çünkü Allahu Teala; "Bu, ailesi Mescid-i Haram'da
ikamet etmeyenler içindir." buyurmuştur. Mescid-i Haram'da
ikamet edenlerin kimler olduğu hakkında ihtilaf edilmiştir. İmam
Malik; "Bizzat Mekke'de oturanlardır," demiştir. Bu
A'rec'in sözü olup Tahavi de bu görüşü benimseyerek tercih etmiştir.
Hafız "Zahir olan görüş budur," demiştir. Şafii "Namazı
kısaltma mesafesinin en azından oturan kimse, Mescid- i Haram'ın
ehlidir." demiş, İbn Cerir de bu görüşü seçmiştir. Hanefiler
"Mikât ve Mikât'la Mekke arasında oturanlar, Mekke'nin ehli
sayılır. Bu konuda ikamet ettiği yer dikkate alınıp yolculuğa
çıktığı yere itibar edilmez." demişlerdir.
Yine bu hadise göre; temettu yapanın, önce umre için tavaf etmesi,
Safa ile Merve arasında koşması gerekir. Böylece Kabe'yi selamlama
anlamına gelen kudum tavafına gerek kalmaz. Arafat'ta vakfe yaptıktan
sonra farz olan tavafı yapar. Bundan sonra daha önce yaptığı gibi,
Safa ile Merve arasında koşar.
Hacc-ı kıran yapana gelince; Alimlerin çoğunluğunun görüşüne göre;
haccın görevlerini yapması ona kafi gelir. Hacc-ı ifrad yapan
gibi hacc ve umre için bir defa tavaf eder ve bir defa sa'yeder.
"Cabir (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; o şöyle demiştir:
"Rasulullah(s.a.v.) hacc ve umreyi birleştirerek hacc ve
umre için sadece bir tavaf yaptı." (Tirmizi'den hasen bir
hadistir.)
İbn Ömer (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v.)
şöyle buyurdu: "Kim hacc ve umre için niyet ederse, bir tavaf
ve bir sa'y ona kafi gelir." (Hadisi Tirmizi rivayet etmiş,
"hasen sahih, garibdir," demiştir. Hadisi Darekutni
de tahric etmiş olup, onda şu ziyade vardır: "Hacc ve umre
görevlerini tamamlayıncaya kadar ihramdan çıkmaz.")
Müslim'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.), Aişe (r.a.)'a
şöyle demiştir: "Beyt'i tavaf edip, Safa ve Merve arasında
sa'y etmen hacc ve umre için sana kafi gelir."
Ebu Hanife; "iki tavaf ve iki sa'y gerektiği" görüşündedir.
Delilleri kuvvetli olması bakımından birinci görüş daha evladır.
Hadiste geçtiğine göre; hacc-ı temettu ve kıran yapana kurban
gerekir. Kurbanın en azı bir koyundur. Kurban bulamayan kimse,
üç gün hacda, yedi gün evine döndüğü zaman olmak üzere on gün
oruç tutar. Evla olan Zilhicce'nin onuncu gününde arafe gününden
önce üç gün oruç tutmaktır. Alimlerden Şevval ayının evvelinden
üç gün oruç tutmayı caiz görenler vardır. Tavus ve Mücahid bunlardandır.
İbn Ömer; terviye gününden evvel, terviye günü ve arefe günü oruç
tutabileceği görüşündedir. Eğer bu günlerde orucu tutmaz veya
birazını bayramdan önce tutarsa teşrik günlerinde orucu tamamlaması
gerekir. Çünkü Aişe (r.a.) ve İbn Ömer (r.a.) şöyle demişlerdir:
"Kurban bulamayanın dışında, teşrik günlerinde oruç tutmasına
izin verilmemiştir." (Buhari) Hacda üç gün oruç tutmayı kaçıran
kişinin sonradan kaza etmesi lazım gelir. Yedi gün tutulan oruca
gelince; bazıları, "memleketine dönünce tutar", bazıları
ise, "binek ve eşyalarının yanına dönünce tutar," demişlerdir.
Son görüşe göre, yolda oruç tutması sahih olur. Mücahid ve Ata
bu görüştedir. Bu on gün orucu arka arkaya tutmak gerekmez. Niyet
edip ihrama girdiği zaman, telbiye getirmek meşru olur.
|