|
TAVAF
Tavafın Şekli
1.
Tavaf eden, ihramını sağ koltuğunun altından çıkarıp sol omzuna
atar, Kabe'yi sol tarafından alır, mümkün olduğu şekilde, Hacerü'l-Esved'i
öperek veya selamlayarak veya işaret ederek hizasında durup tavafına
başlar. Başlarken şöyle der:
"Allahın ismi ile başlarım. Allah en büyüktür. Allahım, sana
inandım. Kitabını tasdik ettim, ahdine vefa gösterdim ve Nebi
aleyhisselam'ın sünnetine tabi oldum."
2. Tavafa başladığı zaman ilk üç turda (şavt) remel (omuzları
oynatarak hızlı yürümek) yapması müstehabdır. Kabe'ye yakın olarak
ve yürümeye hız vererek gidişini süratlendirir. Kalan dört şavtta
ise normal bir yürüyüşle yürür. Eğer remel yapamaz veya tavaf
edenlerin çokluğu ve insanlara zahmet vermesin diye Kabe'ye yakın
tavaf etmeye gücü yetmezse, kolayına geldiği şekilde tavaf eder.
Rükn-ü Yemanî'yi selamlaması müstehabdır. Yedi şavtın her birinde
Hacerü'l-Esved'i öper veya selamlar.
3. Zikir ve duayı çoğaltması müstehabdır. Belli bir duayla
sınırlı kalmadan içinden geçen duaları okumakta veya tavaf edenlerin
söylediklerini tekrar etmekte serbesttir.
Burada yapılacak dua ve zikir konusunda Allah ve Rasulünün mecbur
kıldığı belli bir zikir çeşidi yoktur. İnsanların, birinci şavtta
şu dua, ikinci şavtta şu dua okunacak diye mecbur kıldıkları duaların
aslı yoktur. Bugün insanların yaptığı bu dualar, Rasulullah (s.a.v.)'den
sabit olmamıştır. Tavaf eden kendisi için ve kardeşleri için,
dünya ve ahiretin hayırından dilediği duayı yapabilir. Rasulullah
(s.a.v.)'den gelen duaların açıklaması ise aşağıdadır. Uygun olan
bunları okumaktır:
1. Hacerü'l-Esved'e döndüğü zaman:
"Allahım, sana inandım, kitabını tasdik ettim. Ahdine vefa
gösterdim, Nebi'nin sünnetine tabi oldum. Allah'ın ismiyle başlarım.
Allah en büyüktür." der.
2. Tavafa başladığı zaman:
"Allah'ı tesbih ederim, hamd O'nadır. Ondan başka ilah yoktur.
Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet sahibi ancak O'dur." der.
(İbn Mace)
3. Rukn-ü Yemani'ye vardığında dua ederek şöyle der:
"Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyilik ver ve bizi
cehennem azabından koru." (Ebu Davud ve Şafii)
4. Şafii şöyle demiştir: "Tavaf edenin, Hacerü'l-Esved'in
hizasına her geldiğinde tekbir getirerek remel yaparken:
"Allahım, haccımı mebrur, günahımı mağfur, çalışmamı meşkur
eyle." diye dua etmesini severim.
Tavaf ederken her şavtta şöyle dua edebilir:
"Rabbim, beni bağışla, bana merhamet et, bildiğin kusurlarımı
affet. Sen en aziz ve en kerim olan zatsın. Allahım, bize dünyada
iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru."
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; kendisi iki rükun
arasında şöyle dua ederdi:
"Allahım, verdiğin rızıklarla beni kanaatkâr kıl ve verdiğin
rızkı benim için mübarek eyle. Daha önce, kaybettiklerime, şu
anda hayırlı karşılık ver." (Said bin Mansur ve Hakim)
Tavaf
Edenin Kuran Okuması
Tavaf edenin, tavaf esnasında Kuran okumasında bir beis yoktur.
Çünkü tavaf, Allah'ı zikir için meşru kılınmıştır. Kuran ise zikirdir.
Aişe (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu: "Şüphesiz Kabe'yi tavaf ve safa ile merve arasında
sa'y etmek ve şeytan taşlamak Allah'ı zikir için meşru kılınmıştır."
(Ebu Davud ve Tirmizi)
Tavafın
Fazileti
Beyhaki'nin hasen bir senetle İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet ettiğine
göre; Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Allahu Teala,
Beyt'ini tavaf edenlere her gün yüzyirmi rahmet gönderir. Altmışını
tavaf edenlere, kırkı namaz kılanlara, yirmisi de Kabe'ye bakanlaradır."
5. Yedi şavtı bitirdiği zaman, şu ayeti okuyarak Makam-ı
İbrahim'de iki rekat namaz kılar:
"İbrahim'in makamını namaz yeri edinin." (Bakara: 125)
Bununla tavaf biter. Eğer tavaf eden, "Hacc-ı İfrad"
yapıyorsa; bu tavafa, "Kudum Tavafı", "Tahiyye
Tavafı" ve "Duhul Tavafı" denir. Bu tavaf, haccın
rüknü olmayıp vacib de değildir. Eğer Hacc-ı Kıran veya Temettü
yapıyorsa; bu tavaf onun için "Umre Tavafı" olur, aynı
zamanda Tahiyye ve Kudum Tavafı yerine de geçer. Bunun üzerine
umresini tamamlaması gerekir. Safa ile Merve arasında koşar.
Tavafın
Çeşitleri
1.
Kudum Tavafı,
2. İfada Tavafı,
3. Veda Tavafı,
(Bunlar hakkında malumat yerlerinde gelecek.)
4. Nafile Tavaf: Hacının, Mekke'de bulunma fırsatını ganimet
bilerek, çok çok tavaf etmesi ve Mescid-i Haram'da namaz kılması
gerekir.
Kabe'de kılınan namaz, diğer mescidlerde kılınan namazlardan yüzbin
kat daha hayırlıdır. Nafile Tavaf'ta, remel ve ihramı sağ koltuk
altından çıkarıp sol omuza atmak yoktur. Sünnet olan, her ne zaman
girilirse Kabe'nin etrafını tavaf ederek onu (tahiyye) selamlamaktır.
Diğer mescidler Kabe'nin hilafınadır. Onların tahiyyesi ise namazdır.
Tavafın
Şartları
Büyük ve küçük hades ile pisliklerden temizlenmek:
İbn Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiğine göre Nebi aleyhisselam şöyle
buyurmuştur: "Kabe'yi tavaf, namaz gibidir. Ancak Allahu
Teala tavaf yaparken konuşmayı helal kılmıştır. Öyleyse tavaf
yaparken kim konuşursa hayırdan başka bir şey konuşmasın."
(Tirmizi, Darekutni rivayet etmiş, Hakim, İbn Huzeyme ve İbn Seken
sahihlemişlerdir.)
Aişe (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre, Aişe (r.a.) ağlarken
Rasulullah (s.a.v.) yanına girdi de "hayız mı oldun?"
diye sordu. Aişe "Evet" deyince Rasulullah (s.a.v.):
"Bu Allah'ın kadınlara mukadder kıldığı bir şeydir. Hacc
eden kimsenin yaptığı bütün ibadetleri yap, temizleninceye kadar
Beyt'i tavaf etme." buyurdu. (Müslim)
Yine Aişe (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre, o demiştir ki: "Nebi
aleyhisselam Mekke'ye geldiği zaman abdest alır, sonra Beyt'i
tavaf ederdi." (Buhari ve Müslim)
Bir kimsede, devamlı akan burun kanı ve kesilmeyen istihaze kanı
gibi giderilmesi mümkün olmayan bir özür bulunursa, o şekilde
tavaf eder. Kendisine ittifakla bir şey lazım gelmez.
Malik'in rivayet ettiğine göre; Abdullah bin Ömer'e bir kadın
fetva sormak için geldi ve şöyle dedi: "Ben Beyt'i tavaf
etmek için gelmiştim. Ancak mescidin kapısına gelince benden kan
aktı. Geriye döndüm. Kan kesildi. Tekrar geldim. Mescidin kapsına
varınca benden yine kan aktı. Geri döndüm. Kan kesildi. Tekrar
geldim, mescidin kapısına varınca tekrar kan aktı. Ben şimdi ne
yapayım?" Abdullah bin Ömer kadına "Şüphesiz o kan şeytanın
bir tepmesidir. Yıkan ve avretine bir bez koyup ucunu beline bağla,
sonra tavaf et" dedi.
Avret
yerini örtmek:
Ebu Hureyre (r.a.)'in rivayet ettiği hadise göre, o demiştir ki:
"Ebubekir (r.a.) beni, Rasulullah'ın kendisini hacc emiri
tayin ettiği veda haccından evvelki haccın kurban kesme gününde,
bu yıldan sonra hiçbir müşrikin hacc edemeyeceğini ve kimsenin
çıplak olarak Beytullah'ı tavaf edemeyeceğini insanlara ilan etmek
üzere bir cemaatle birlikte gönderdi." (Buhari ve Müslim)
Yedi
şavtın tam yapılması:
Şayet herhangi bir şavttan bir adım eksik yaparak terk ederse
tavafı sayılmaz. Eğer şüphe ederse, yedi şavt olduğuna kanaat
getirinceye kadar en azın üzerine ilave eder. Şayet tavaftan sonra
şüphe ederse kendisine bir şey lazım gelmez.
Tavafa
Hacerü'l-Esved'den başlayıp, orada bitirmek:
Tavaf
edenin, Beyt'i soluna alması:
Eğer Beyt'i sağına alarak tavaf ederse tavafı sahih olmaz. Çünkü
Cabir (r.a.) şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) Mekke'ye
geldiği zaman Hacerü'l-Esved'in yanına gitti ve onu öperek selamladı.
Sonra sağından yürüdü, üç şavtta remel (omuzlarını oynatarak hızlı
yürüme) yaptı, dört şavtta ise normal yürüdü." (Müslim)
Tavafı
Beyt'in dışından yapmak:
Şayet Hicr-i İsmail'in içinden tavaf ederse, tavafı sahih olmaz.
Çünkü Hicr ve Şazirvan Kabe'den sayılırlar. (Hicr: Hatim denilen
yerin içindir. Altınoluk tarafından yarım duvarla çevrilmiş yerdir.
Şazirvan: Kabe'ye bitişik bir yer. Üzerine Kabe'nin örtüsünün
halkaları konur.) Allahu Teala "Beyt-i Atik'i tavaf ediniz."
(Hacc: 29) diyerek Beyt'i tavaf etmeyi emretti. Beyt'in içini
değil. Eğer mümkünse Beyt'e yakın tavaf etmek müstehabdır.
Sa'yı
arka arkaya yapmak:
Malik ve Ahmed'e göre sa'yı arka arkaya yapmak şarttır. Özürsüzün
az ara vermesi, özürlünün ise çok ara vermesi zarar etmez. Hanefi
ve Şafiiler arka arkaya yapmanın sünnet olduğu görüşündedirler.Şayet
tavafın arasını özürsüz olarak çok ayırırsa tavafı batıl olmaz,
geçen tavaflarını üzerine bina eder.
Said bin Mansur'un Humeyd bin Zeyd'den rivayet ettiğine göre,
Humeyd demiştir ki: "Abdullah bin Ömer'i Beyt'i üç veya dört
defa tavaf ederken gördüm. sonra oturup istirahat ettik. Kölesi
de onu dinlendirmeye çalışıyordu. Sonra kalktı, kalan tavafını
tamamladı.
Şafii ve Hanefilere göre; tavafta abdesti bozulsa, abdest alarak
üzerine bina eder. Verdiği ara uzasa da tavafa yeniden başlaması
gerekmez.
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre; kendisi bir gün Beyt'i tavaf
ederken, o anda namaz başladı. Hemen cemaatle beraber namazını
kıldı. sonra kalan tavafı üzerine ilave etti.
Ata'dan rivayet olunduğuna göre; Ata, "tavafının bir kısmın
yapıp sonra cenaze namazına duran kişi" hakkında, "Tavaftan
çıkar, cenaze namazını kılar, sonra dönüp kalan tavafını tamamlar."
demiştir.
Tavafın
Sünnetleri
Tavafın bir takım sünnetleri vardır ki onları aşağıda zikrediyoruz:
Tavafa
başladığı zaman tekbir ve tehlille birlikte Hacerü'l-Esved'e dönmek,
namazdaki gibi elleri kaldırıp Hacerü'l-Esved'in üzerine koyarak
onu istilam etmek, sessiz olarak onu öpmek ve mümkünse yanağı
üzerine koymak:
Eğer mümkün değilse eliyle mesh edip öper veya yanındaki bir şeyle
mesheder ve öper. Veya asa ve benzeri şeyle ona işaret eder.
Bu konuda hadisler gelmiştir. Bazısı aşağıdadır:
İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) Hacerü'l-Esved'e
döndü. Onu selamladıktan sonra dudaklarını taşın üzerine koyarak
içten ağlamaya başladı. Ömer de içten ağlamaya başlayınca Rasulullah
(s.a.v.) "Ya Ömer, burada yaşlar dökülür." buyurdu.
(Hakim rivayet etmiştir ve "isnadı sahihtir" demiştir.)
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre: Ömer (r.a.) Hacerü'l-Esved'in
üzerine eğildi de şöyle dedi: "Şüphesiz biliyorum ki sen
bir taşsın. Dostum Rasulullah'ın seni öptüğünü ve selamladığını
görmeseydim, seni asla selamlamaz ve öpmezdim." (Rasulullah'da
sizler için güzel bir örnek vardır.) (Ahmed)
Nafi şöyle demiştir: "İbn Ömer'i, eliyle Hacerü'l-Esved'i
istilam ederken gördüm. Sonra elini öptü ve "Ben bu hareketimi,
Rasulullah'ın yaptığını gördüm göreli terk etmedim." dedi."
(Buhari ve Müslim)
Süveyd bin Ğafele şöyle demiştir: "Ömer'i, Hacer'i-Esved'i
öpüp kucaklarken gördüm. O, "Rasulullah'ı sana önem verirken
gördüm" diyordu. (Müslim)
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre; Nebi aleyhisselam Kabe'ye
gelir, Hacer'ül Esved'i istilam ettikten sonra "Bismillahi
vallahu ekber" derdi. (Ahmed)
Müslim'in Ebu't-Tufeyl'den rivayet ettiğine göre; Ebu't-Tufeyl
(r.a.) şöyle demiştir: "Ben Rasulullah'ı Beyt'i tavaf ederken
gördüm, rukn'ü , elindeki baston ile istilam ediyor ve bastonu
öpüyordu."
Buhari, Müslim ve Ebu Davud'un Ömer (r.a.)'den rivayet ettiklerine
göre; Ömer (r.a.) Hacerü'l-Esved'e gelir ve onu öperek şöyle derdi:
"Vallahi senin bir taş olduğunu, zarar ve fayda vermediğini
pekala biliyorum. Eğer Rasulullah'ın seni öptüğünü görmüş olmasaydım,
ben de seni öpmezdim."
Hattabi şöyle demiştir: Bu hadisten, belli bir illet ve akli bir
sebep olmasa bile Rasulullah'ın sünnetine uymak gerektiği öğrenilmektedir.
Bu hadisin hükmü, manasını anlamasa bile ulaştığı kişiler için
bir hüccettir.
Özet olarak; anlaşıldığında göre; Hacerü'l Esved'i öpmenin manası,
ona ikram etmek, hakkını büyüklemek ve onu mübarek saymak içindir.
Allahu Teala bazı mevki ve şehirleri, bazı gece ve ayları faziletli
kıldığı gibi bazı taşları da diğerlerinden faziletli kılmıştır.
Bu gibi durumların tümünde çıkış yolu teslimiyet göstermektir.
Bu gibi hususlar, inkar edilmesi veya imkansız sayılması mümkün
olmayan, aklın caiz göreceği konulardır.
Bu hususta bazı hadisler rivayet olunmuştur: "Hacerü'l-Esved,
Allah'ın yeryüzündeki sağ elidir (Yeminullah)"
Manası; "Hacerü'l-Esved'le dünyada iken tokalaşanın Allahu
Teala'nın katında bir ahdi olur. Bu ahd, bağlılık bildirmek için
meliklerin elini tutup sallamak ve meliklerin dostluk kurup anlaşmak
istediği kişilerle tokalaşarak onlara güven vermesi gibidir. Hizmetçilerin,
efendilerinin ve büyüklerinin elini öpmesi de bunun gibidir. Hacerü'l-Esved'i
öpmek aynen buna benzetilmiş ve bunun örneği olarak gösterilmiştir."
Mühelleb ise şöyle demiştir: "Ömer'in rivayet ettiği hadis,
"Hacerü'l-Esved, Allah'ın yeryüzündeki sağ elidir. Onun vasıtasıyla
kullarıyla tokalaşır," diyenin sözünü reddeder. Allah'a organ
isnad etmekten, Allah'a sığınırız. Hacerü'l-Esved'i öpmek, itaat
edenin itaati pratik olarak binsin diye bir imtihan için meşru
kılınmıştır. Bu, şeytanının, Adem aleyhisselam'a secde etmekle
emredilmesi kıssasına benzemektedir. Yine İbrahim aleyhisselam'ın
Kabe'yi yaparken kullandığı taşlardan sadece Hacerü'l-Esved'in
kalmış olduğu ancak böylece kesin bir şekilde bilinmiş olur."
Hacerü'l-Esved'de Kalabalık Oluşturmak
Kimseye eziyet vermemek şartıyla Hacer'ül Esved'de kalabalık oluşturmakta
bir beis yoktur. İbn Ömer, Hacerü'l-Esved'de sıkışır, hatta burnu
kanardı. Rasulullah (s.a.v.) Ömer'e şöyle demiştir: "Ey Hafs'ın
babası, sen güçlü bir adamsın. Hacerü'l Esved'de insanları sıkıştırma.
Yoksa zayıflara eziyet verirsin. Eğer bir boşluk bulursan istilam
et. Şayet bulamazsan tekbir al geç." (Şafii Sünen'inde rivayet
etmiştir.)
İhramın
Ucunu Sağ Koltuğun Altından Çıkarıp Sol Omuza Atmak (İdtıba'):
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre "Nebi aleyhisselam,
ashabıyla birlikte Cirane'de umre yaparlarken, ihramlarını koltuk
altlarından çıkarıp sol omuzlarının üzerine attılar." (Ahmed,
Ebu Davud)
Alimlerin çoğunluğunun görüşü budur. Bunun hikmeti hakkında "Tavafta
remel yaparken kolaylık olsun diyedir," demişlerdir. İmam
Malik ise "Böyle yapmak müstehab olmaz. Çünkü İdtiba' bilinmeyen
bir şeydir. Rasulullah'ın böyle yaptığını da kimse görmemiştir.
Tavaf namazında ise İdtiba' yapmak ittifakla müstehab olmaz."
demiştir.
Omuzları Oynatarak Hızlı Yürümek (Remel):
İbn Ömer (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.),
Hacerü'l-Esved'den başlayarak, yine Hacerü'l-Esved'e kadar üç
defa remel yaptı ve dört defa da normal yürüdü" (Müslim ve
Ahmed)
Şayet ilk üç tavafda remeli terk ederse kalan dört tavafta kaza
etmez. İdtiba' ve remel, umre tavafında ve sonunda Safa ile Merve
arasında sa'y ederse, faz tavafında idtiba' ve remeli iade etmez.
İdtiba' ve remel, umre tavafında ve sonunda Safa ile Merve arasında
sa'y edilen hacdaki her tavafta erkeklere mahsustur.
Şafiilere göre, kudum tavafında, idtiba' ve remel yapar sonra
sa'y ederse, farz tavafında idtiba' ve remeli iade etmez. Eğer
kudüm tavafından sonraya bırakmışsa, ziyaret tavafında sa'y yapar.
Kadınlar ise örtünmeleri gerekli olduğu için idtiba' ve remel
yapmazlar. Çünkü İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: "Kadınlara
tavaf ederken ve Safa ile Merve arasında sa'y ederken remel yapmak
yoktur." (Beyhaki)
Remel
Yapmanın Hikmeti
Remel'deki hikmeti İbn Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği şu hadis
açıklamaktadır: İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: "Rasulullah
(s.a.v.), ashabıyla birlikte Mekke'ye geldiklerinde, Medine humması
onları zayıf düşürmüştü de müşrikler şöyle demişlerdi: "Hummanın
zayıf düşürdüğü bir kavim size geliyor. Sıtmadan çok elem çekmişler."
Onların bu sözlerini Allahu Teala Nebisine bildirdi de, Nebi alyehisselam
ashabına üç şavtta remel yapmalarını ve iki köşe arasında da normal
yürüyüşle yürümelerini emretti. Müşrikler Müslümanların remel
yaptıklarını görünce; "Sıtmanın kendilerini bitirdiğini söylediğiniz
adamlar bunlar mı?" Bunlar bizden daha sağlam", dediler."
İbn Abbas (r.a.) devamla demiştir ki: "Rasulullah'ı bütün
turlarda remel yapmalarını emir buyurmaktan men eden şey ancak
onlara acıması olmuştur. (Buhari, Müslim ve Ebu Davud)
Allahu Teala yeryüzündeki Müslümanları güçlü kıldığı için remeldeki
hikmetin bittiği Ömer'e zahir olmuş ve remeli kaldırmayı düşünmüştü.
Ancak Rasulullah zamanında yapılan bir işi devam ettirmek ve edecek
nesillere bu işte örnek olmak için remele devam etti.
Muhibbuddin Taberi şöyle demiştir: "Bazen bir sebepten dolayı
ortaya çıkan dini bir emrin, daha sonra hikmeti zail olmakla hükmü
zail olmaz."
Zeyd bin Eslem'den, onun da babasından rivayet ettiğine göre,
babası şöyle demiştir: Ömer bin Hattab (r.a.)'ın şöyle dediğini
iştim: "Bugün remel yapmak ve omuzları açmanın anlamı nedir?
Halbuki Allah, İslam'ı aziz, küfrü ve ehlini ise zelil kılmıştır.
Fakat bununla beraber, Rasulullah'ın zamanında yapmakta olduğumuz
bir şey terk edemeyiz."
Rukn-ü Yemani'yi İstilam Etmek (Öperek veya Meshederek Selamlamak):
Ömer (r.a.) "Nebi aleyhisselam'ın Rukn-ü Yemani'den başka
rukünleri meshettiğini görmedim" demiştir. Yine Ömer (r.a.);
"Rasulullah'ı zorluk ve kolaylık anında istilam ettiğini
gördüğümden beri Hacerü'l-Esved ve Rukn-ü Yemani'yi istilam etmeyi
terk etmedim." demiştir. (Buhari ve Müslim)
Tavaf eden, başkalarında olmayan fazilet bunlarda olduğu için
bu iki ruknü istilam eder Rukn-ü Esved'de iki meziyet vardır.
Birincisi İbrahim (a.s.)'ın temeli üzerine konmuştur. İkincisi
ise, tavafın başlangıç ve bitiş yeri olarak kabul edilen Hacerü'l-Esved
bu rükündedir. Onun karşısındaki Rukn-ü Yemani de İbrahim (a.s.)'in
temeli üzerine konmuştur.
Ebu Davud'un İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre; İbn Ömer, Aişe'nin
"Hicrin bir kısmı Beyt'tendir." sözünü haber vererek
demiştir ki: "Vallahi zannediyorum ki, Aişe bu sözü Rasulullah'tan
işitmişse, Rasulullah (s.a.v.) bu iki rüknü istilam etmeyi terk
etmemiştir. Ancak bu iki rükün, Beyt'in kaidesi üzerinde değildir.
İnsanlar işte bunun için Hicr'in gerisinden tavaf etmiyorlar."
Ümmet bu iki ruknün istilam edilmesinin müstehab olduğunda ve
tavaf edenin başka rukünleri istilam etmemesi gerektiğinde ittifak
halindedir.
İbn Hibban'ın Sahih'inde rivayet ettiğine göre, Nebi aleyhisselam;
"Hicr ile Rukn-ü Yemani günahları silip süpürür." buyurmuştur.
Tavaftan
Sonra İki Rekat Namaz Kılmak
Tavaf edenin, tavaftan sonra Makam-ı İbrahim'de mescidin herhangi
bir yerinde iki rekat namaz kılması sünnettir.
Cabir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi aleyhisselam Mekke'ye
geldiğinde Beyt'i yedi defa tavaf ederek Makam-ı İbrahim'e geldi;
"İbrahim makamını namaz yeri edinin." (Bakara: 125)
ayetini okudu. Makamın arkasında namaz kılarak Hacerü'l-Esved'e
geldi de onu istilam etti." (Tirmizi rivayet ederek, "hasen-sahihtir",
demiştir)
İki rekat namazda sünnet olan; birinci rekatte Fatiha'dan sonra
Kafirun suresini okumak, ikinci rekatte ise İhlas suresini okumaktır.
Müslim ve diğerlerinin rivayet ettiği gibi bu şekil Rasulullah
(s.a.v.)'den sabit olmuştur. Bu iki rekat, kerahat vakitleri de
dahil bütün vakitlerde kılınabilir.
Cabir bin Mutim (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre Nebi aleyhisselam
şöyle buyurmuştur: "Ey Abdümenaf oğulları, bu Beyt'i tavaf
edeni ve gece-gündüz dilediği herhangi bir saatte namaz kılanı
engellemeyin." (Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi) Şafii ve Ahmed'in
görüşü de budur.
Tavaftan sonra mescidin içinde namaz kılmak sünnet olduğu gibi,
mescidin dışında da kılmak caizdir.
Buhari'nin Ümmü Seleme (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre, Ümmü
Seleme (r.a.) binek üstünde tavaf etti de mescidden çıkıncaya
kadar namaz kılmadı.
Malik'in Ömer'den rivayet ettiğine göre, Ömer (r.a.) iki rekat
namazı Zutuva'da kılmıştır.
Buhari; "Ömer (r.a.) harem dışında namaz kıldı." demiştir.
Şayet farz namazı tavaftan sonra kılarsa, iki rekat yerine geçer.
Şafiilerce ve Ahmed'den meşhur olan bir görüşe göre, sahih olan
budur. İmam Malik ve Hanefiler; "İki rekatın dışındaki başka
namazlar, iki rekat namazın yerine geçmez," demişlerdir.
Mekke'nin
Hareminde Namaz Kılanın Önünden Geçmek:
Mescid-i Haram'da namaz kılarken, erkek olsun kadın olsun önünden
insanların geçmesi kerahatsiz caizdir. Bu Mescid-i Haram'ın hususiyetlerindendir.
Kesir bin Kesir bin Muttalib bin Vedaa'dan, onun ehlinden birinden,
onun da dedesinden rivayet ettiğine göre; dedesi Nebi aleyhisselam'ı
Beni Sahm'i takip eden yerde namaz kılarken gördü; önünde sütre
olmadığı halde insanlar önünden geçiyordu.
Süfyan bin Uyeyne; "Nebi aleyhisselam ile Kabe arasında sürte
yoktu." demiştir. (Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace)
Erkeklerin
Kadınlarla Beraber Tavaf Etmesi
Buhari'nin İbn Cüreyc'den rivayet ettiğine göre, İbn Cüreyc şöyle
demiştir: "Ata'nın bana haber verdiğine göre; İbn Hişam,
kadınların erkeklerle beraber tavaf etmesini men etmişti de Ata
ona; "nasıl onları men ediyorsun? Halbuki Nebi aleyhisselam'ın
hanımları erkeklerle beraber tavaf etmiştir." dedi. İbn Hişam;
"Rasulullah'ın hanımlarının bu tavafı, örtünme ayetinden
önce miydi sonra mıydı?" dedim. Ata; "Ömrüme yemin olsun
ki, hicab ayetinden sonra ona yetiştim." dedi. "Nasıl
erkeklere karışıyorlardı?" diye sordum. Ata; "Erkeklerle
karışmıyorlardı. Aişe (r.a.) erkeklerin arkasından bir kenardan
tavaf ediyor, onlara karışmıyordu. Bir kadın; "Ey müminlerin
annesi, haydi Hacerü'l-Esved'i istilam edelim" dedi. Aişe
ise o kadına; "Sen git," diyerek kendisi gitmekten kaçındı.
Kadınlar şekil ve kıyafetlerini değiştirerek geceleyin çıkar,
erkeklerle beraber tavaf ederlerdi. Fakat kadınlar Kabe'ye girince,
erkekleri çıkıncaya kadar ayakta beklerlerdi."
Kadının, boş zamanda ve erkeklerden uzak olduğunda Hacerü'l-Esved'i
istilam etme hakkı vardır. Aişe'den rivayet olunduğuna göre o,
bir kadına şöyle demiştir: "Hacerü'l-Esved'de sıkışma. Eğer
bir boşluk bulursan itilam et. Şayet kalabalık görürsen, hizasına
geldiğin zaman tekbir ve tehlil getir. Hiçbir kimseye eziyet etme."
Binek
Üstünde Tavaf
Tavaf
edenin, binek üstünde tavaf etmeyi gerektiren bir sebep bulunduğu
zaman yürümeye kadir olsa bile binek üstünde tavaf etmesi caizdir.
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi aleyhisselam
Veda haccında devesi üzerinde tavaf ederek Hacerü'l-Esved'i bastonuyla
istilam etti." (Buhari ve Müslim)
Cabir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: "Nebi
aleyhisselam Veda haccında, yüksekte bulunarak insanlar onu görsün
ve soru sorsunlar diye bineği üzerinde Kabe'yi tavaf ederek Safa
ve Merve arasında sa'y etti. Çünkü insanlar etrafına üşüşmüşlerdi."
Cüzamlının
Tavaf Edenlerle Beraber Tavaf Etmesinin Mekruh Olduğu
Malik'in, İbn Ebi Melike'den rivayet ettiğine göre; Ömer bin Hattab
(r.a.) Kabe'yi tavaf eden cüzamlı bir kadın gördü de ona: "Ey
Allah'ın cariyesi, insanlara eziyet vermeyip evinde otursaydın
ya!" dedi. Bunun üzerine kadın evinde oturdu. Daha sonra
bir adam bu kadına uğrayarak, "Seni tavaf etmekten nehyeden
ölmüştür. Artık evinden çık."deyince, kadın; "Hayatta
iken itaat ettiğim kişiye öldükten sonra asi olmam" dedi.
Zemzem
Suyundan İçmenin Müstehab Olduğu
Tavaf
edenin, tavafını bitirip, Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldıktan
sonra Zemzem suyundan içmesi müstehabdır. Buhari ve Müslim'de
geçtiğine göre Rasulullah (s.a.v.) zemzem suyundan içti de "Şüphesiz
o mübarek, içenleri doyurur, hastalara şifa verir." buyurdu.
Cebrail aleyhisselam, Mirac gecesi Rasulullah (s.a.v.)'in kalbini
Zemzem suyuyla yıkadı.
Taberani Kebir'inde ve İbn Hibban'ın İbn Abbas'dan rivayet ettiğine
göre; Nebi aleyhisselam şöyle buyurdu: "Yeryüzündeki suların
en hayırlısı Zemzem suyudur. İçenleri doyurur, hastalara şifa
olur." (Hadisin devamı var. Münzir "hadisin ravileri
sikadır," demiştir.)
Zemzem
Suyundan İçmenin Adabı:
Zemzem suyunu içenin şifaya niyet etmesi veya dine ve dünyaya
ait benzeri hayırlı şeylere niyet etmesi sünnettir. Çünkü Rasulullah
(s.a.v.) ; "Zemzem suyu, hangi niyetle içilirse o şey içindir."
buyurmuştur.
Süveyd bin Said'den rivayet olunduğuna göre; o şöyle demiştir:
"Abdullah bin Mübarek'i Mekke'de gördüm. Zemzem suyunun yanına
gelerek ondan içmek için su istedi. Sonra Kabe'ye dönerek şöyle
dedi: "Ey Allah'ım, İbn Ebi-l Mevali, Muhammed bin Munkedir'den
onun da Cabir'den rivayet ederek bize anlattığına göre Rasulullah;
"Zemzem suyu, hangi niyetle içilirse o şey içindir"
buyurmuştur. İşte ben bunu kıyamet gününde susuz kalmamak niyetiyle
içiyorum." dedi. Sonra suyu içti." (Ahmed ve Beyhaki)
İbn Abbas'dan rivayet olunduğuna göre o demiştir ki: Rasulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Zemzem suyu, hangi niyetle içilirse
o şey içindir. Eğer şifa niyetiyle içersen, Allah sana şifa verir.
Eğer doymak için içersen, Allah susuzluğunu keser. Zemzem, Cebrail'in
eştiği kuyudur. Allahu Teala İsmail aleyhisselam'ı sulamak için
Zemzem suyunu çıkardı." (Darekutni ve Hakim rivayet etmiş
olup, Hakim'in rivayetinde şu ziyade vardır: "Eğer korunmak
niyetiyle onu içersen Allah seni korur.")
Zemzem'i üç nefeste içmek, içerken Kıble'ye dönmek, kanıncaya
kadar içmek, Allah'a hamd etmek ve İbn Abbas'ın yaptığı dua ile
dua etmek müstehabdır.
Ebu Melike'den rivayet olunduğuna göre, o demiştir ki; "Bir
adam İbn Abbas'a geldi. İbn Abbas bu zata: "Nereden geldin?"
diye soruca, adam; "Zemzem suyundan içtim," dedi. İbn
Abbas; "Gerektiği gibi içtin mi?" diye sorunca, adam;
"Zemzem suyu nasıl içilir ey İbn Abbas?" dedi. Bunun
üzerine İbn Abbas; "Zemzem suyu içtiğin zaman Kıble'ye dön,
Allah'ın adını an. Üç nefeste iç ve kana kana iç, bitirince de
Allah'a hamdet."
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bizime münafıklar
arasındaki fark, onların Zemzem suyundan kanıncaya kadar içmemeleridir."
(İbn Mace, Darekutni ve Hakim)
İbn Abbas Zemzem suyundan içtiği zaman şöyle derdi:
"Allah'ım, senden faydalı ilim, geniş rızık ve her hastalıktan
şifa istiyorum."
Zemzem
Kuyusunun Aslı
Buhari'nin İbn Abbas'dan rivayet ettiğine göre; Hacer validemiz
Merve'ye çıktığı zaman kendisine ve oğlu İsmail'e susuzluk isabet
edince bir ses işitti de kendi nefsinden geldiğini hissederek
"sus" dedi. Sonra dinleyince bir ses daha işitti. Hacer:
"Muhakkak işittirdin. Eğer bir yardımın varsa yap,"
dedi. Bunun üzerine bir de baktı ki, bir melek Zemzem kuyusunun
yerini topuğuyla (veya kanatlarıyla) su çıkıncaya kadar kazdı.
Hacer de çıkan suyu toplamaya çalışıyordu. Çıkan sudan kovasına
avuçla dolduruyor, arkasından ise su yine fışkırıyordu. İbn Abbas
demiştir ki; "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah
İsmail'in annesine rahmet etsin. Zemzem suyu kendi haline bıraksaydı,
(veya zemzem suyunu avuçlamamış olsaydı" demiştir.) Zemzem
suyu şimdi akar su olurdu." İbn Abbas devamla demiştir ki:
"Hacer sonra bu sudan içti ve çocuğunu emzirdi. Bunun üzerine
melek, ona, "Zayi olmaktan korkmayınız, şüphesiz burası Allah'ın
Beyt'i olacak, bu çocuk ve babası burayı inşa edecektir. Allah
Teala buranın ehlini zayi etmez. Bu Beyt bir tepe gibidir, sağından
ve solundan insanlar buraya akın edeceklerdir."
Mültezem'in
Yanında Dua Etmenin Müstehab Olduğu:
Zemzem suyunu içtikten sonra Mültezem'in yanında dua etmek müstehabdır.
Beyhaki'nin İbn Abbas'dan rivayet ettiğine göre; İbn Abbas Rukün'le
kapı arasında durur, şöyle derdi: "Rukün'le kapı arasında
Mültezem'de dua yapılır. Rukün'le kapı arasında dua eden hiçbir
kimse yoktur ki Allahu Teala istediğini ona vermesin."
Amr bin Şuayb'dan, onun babasından onun da dedesinden rivayet
ettiğine göre, dedesi demiştir ki; "Rasulullah'ı, yüzünü
ve göğsünü Mültezem'e sürerken gördüm."
Dendi ki: "Hatim Mültezem'dir."
Buhari; Hatim'i Hicr'in kendisi olduğu görüşündedir. Bu görüşüne
Mirac hadisini hüccet getirerek demiştir ki; "Rasulullah
(s.a.v.) Mirac'ı anlatırken; "ben Hatim'de uyurken",
bazen de "Hicr'de uyurken", şeklinde söylemiştir."
Buhari devamla; "Katil" kelimesi "maktul"
manasına kullanıldığı gibi "Hatim" kelimesi de "mahtum"
manasına gelir, demiştir.
Kabe'ye
ve Hicr-i İsmail'e Girmenin Müstehab Olduğu
Buhari ve Müslim'in İbn Ömer'den rivayet ettiklerine göre İbn
Ömer (r.a.) demiştir ki: "Rasulullah (s.a.v.), Üsame bin
Zeyd, Osman bin Talha ile beraber Kabe'ye girdi. Kapıyı üzerlerine
kapadılar. Kapıyı açtıkları zaman Bilal, Rasulullah'ın Kabe'nin
ortasında iki Yemani direk arasında namaz kıldığını bana haber
verdi."
Alimler bu hadisle, Kabe'ye girip orada namaz kılmanın sünnet
olduğuna delil getirerek şöyle demişlerdir: "Bu, her ne kadar
sünnet olsa bile hacc menasikinden değildir. Çünkü İbn Abbas söyle
demiştir: "Ey insanlar, Kabe'ye girmeniz haccınızdan gerekli
olan bir şey değildir." (Hakim)
Kabe'ye girmesi mümkün olmayan kimsenin Hicr-i İsmail'e girip
namaz kılması müstehabdır. Şüphesiz Hicr'in bir parçası Kabe'dedir.
Ahmed'in iyi bir senetle Said bin Cubeyr'den, onun da Aişe'den
rivayet ettiğne göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir: "Ya Rasulullah,
benden başka bütün ehlin Kabe'ye girdi" dedim. Bunun üzerine
Rasulullah (s.a.v.) "Şeybe'ye adam gönder, Kabe'nin kapısını
sana açsın," dedi. Şeybe'ye haber gönderdi. Şeybe: "Biz
ne cahiliyyet döneminde ne de İslamiyet'ten sonra gece Kabe'nin
kapısını açamayız," dedi. Bunun üzerine Nebi aleyhisselam;
"Hicr'de namaz kıl, şüphesiz kavmin Kabe'yi yaparlarken bir
parçasını dışarıda bıraktılar." dedi.
|