HACCIN YAPILIŞ ŞEKLİ

Heydin Kısımları

Hedy, müstehab ve vacib olmak üzere ikiye ayrılır. Müstehab olan hedy yalnız hacc ve yalnız umre yapanlar içindir.
Vacib olan hedy ise aşağıdaki kısımlara ayrılır:
1, 2 - Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettu yapana hedy vacibdir.
3 - Haccın vaciblerinden bir vacibi terk edene hedy vacibdir. Mesela; taş atmayı, mikat'tan ihrama girmeyi, Arafat'ta vakfe yaparken gece ve gündüzü birleştirmeyi, Müzdelife'de veya Mina'da gecelemeyi terk etmek veya veda tavafını terk etmek gibi.
4 - Cinsi münasebet dışında, güzel koku sürünmek ve traş olmak gibi ihram mahzurlarından bir mahzuru terk edene, kurban vacibdir.
5 - Harem'in avına taarruz etmek ve Harem'in ağaçlarını kesmek gibi Harem'de cinayet işleyene kurban vacibdir.
(Bütün bunlar geçtiği üzere yerinde açıklanmıştır.)

Heydin Şartları

Hedyde aşağıdaki şartların bulunması gerekir:
1 - Koyunun dışındaki ehli hayvanların belli yaşları doldurmuş olması, koyunun ise semiz olursa altı aylığı ve daha yukarısı caizdir. Devenin beş yaşını dolduranı, sığırın iki yaşını dolduranı, keçinin tam bir yaşını dolduranı hedy olarak kesilir. Bu hayvanlardan bu yaşta olanlar ve daha yukarıdakiler kifayet eder.
2 - Sağlam olması, şaşı, topal, uyuz ve zayıf olmaması.
Hasan'dan rivayet olunduğuna göre; alimler şöyle demişlerdir: "Kişi, deve veya kurbanlığını noksansız olarak aldıktan sonra kurban gününden önce, şaşı ve topal olur veya zayıflarsa onu kessin. Kurban olarak bu ona yeter." (Said bin Mansur)

Hedy Kurbanını Seçerek Almanın Müstehab Olduğu
Malik'in Hişam bin Urve'den onun da babasından rivayet ettiğine göre, babası oğluna şöyle derdi: "Sizden biriniz, dostuna ikram etmekten çekindiği bir kurbanı Allah için kesmesin. Şüphesiz Allah ikrama ve kendisi için seçilmeye en layık olandır."
Said bin Mansur'un rivayet ettiğine göre; İbn Ömer (r.a.), dişi devesinin üzerinde Mekke'nin sokaklarında dolaşırken, bir ara devesini överek ona "beh-beh" dedi. Daha sonra, hoşuna giden bu devesinden inerek onu işaretledi ve hedy olarak Kabe'ye gönderdi.

Hedy Kurbanına Nişan Takmak ve Sırtına Alamet Çizmek
İş'ar: Sığırın veya hörgücü olan devenin kan çıkıncaya kadar sırtını çizmektir. Bu işaret, hedy olduğu belli olup ona dokunulmaması için yapılır.

Taklid ise, kurbanlık hayvanının boynuna, hedy olduğu bilinsin diye bir nişan takmaktır.
Rasulullah (s.a.v.), koyunları hedy olarak ayırdığında onların boğazına bir nişan takarak, Ebu Bekir'le beraber dokuzuncu sene hacca kurban olarak göndermiştir. Yine Rasulullah (s.a.v.)'ın hedy kurbanının boğazına nişan taktığı ve onun sırtında işaret çizerek, Hudeybiye vaktinde umre için ihrama girdiği sabit olmuştur. Ebu Hanife'nin dışındaki alimler, hedy kurbanının sırtına işaret çizmeyi müstehab saymışlardır.

Hedy Kurbanının Sırtına Alamet Çizmek ve İşaretlemenin Hikmeti
Bunları yapmaktaki hikmet; Allah'ın nişanelerine hürmet etmek ve onu açığa çıkarıp bu hayvanların Kabe'ye sevk edilen kurbanlar olduğunu belli etmek, Allah için kesileceğini ve Allah'a yaklaşmak niyetiyle ayrıldıklarını insanlara bildirmek içindir.

Hedy Kurbanına Binmek
Hedy olacak deveye binmek ve ondan faydalanmak caizdir. Çünkü Allahu Teala şöyle buyurmuştur: "Bu nişanelerde sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra bunlar Beyt-i Atik'te (Kabe'de) son bulurlar." (Hac: 33)
Dahhak ve Ata şöyle demişlerdir: "Hedy kurbanından faydalanmak demek, ihtiyaç zamanı üzerine binmek, sütünden ve yününden faydalanmak demektir."
"Belli bir süreye kadar" ifadesinden, boğazına gerdanlık takılıp hedy olarak belli olması anlaşılmaktadır.
"Kabe'de son bulur" ifadesi hakkında Dahhak ve Ata, "Kurban günü Mina'da kesilir," demiştir.
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.); "Kabe'yi dişi bir deve sürerek kendisi yaya yürüyen adama; "Deveye bin" dedi. Adam; "Bu hedy kurbanı içindir" deyince, Rasulullah ikinci ve üçüncü defa; "Bin şu devene be adam," dedi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai)
Ahmed, İshak ve İmam Malik'in meşhur görüşü budur. Şafii "Zor durumda kalırsa hedy kurbanına binebilir," demiştir.

Hedy Kurbanını Boğazlamanın Vakti
Alimler hedy kurbanını boğazlamanın vaktinde ihtilaf etmişlerdir.
Şafii'ye göre boğazlamanın vakti, kurban günü ile teşrik günleridir. Çünkü Rasulullah (s.a.v.); "Teşrik günlerinin hepsi boğazlama günüdür." buyurmuştur. (Ahmed)
Şayet boğazlama vakti geçmişse vacib olan hedy kurbanı, kaza olarak boğazlanır.
Malik ve Ahmed'e göre hedy kurbanını boğazlama vakti; hedy, ister vacib, ister nafile olsun, kurban günleridir.
Bu görüş, temettü ve kıran kurbanlarına nisbetle Hanefilerin de görüşüdür.
Adak, kefaret ve nafile kurbanlarına gelince; bunlar herhangi bir vakitte kesilebilir.
Ebu Seleme bin Abdurrahman ve Nehai'den hikaye olunduğuna göre hedy kurbanının kesilme vakti, kurban gününden Zilhicce ayının sonuna kadardır.

Hedy Kurbanının Kesilme Yeri
Hedy kurbanı, ister vacib, ister nafile olsun, ancak Harem-i Şerif'te kesilebilir. Hacı, Harem-i Şerif'in dilediği yerinde hedy kurbanını kesebilir. Cabir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Mina'nın hepsi kurban kesme yeridir. Müzdelife'nin hepsi vakfe yeridir. Mekke'nin bütün geniş yolları kurban kesme yeridir." (Ebu Davud ve İbn Mace)
Hacc yapanın, kurbanını Mina'da kesmesi, umre yapanın ise Merve'de kesmesi daha evladır. Çünkü bu yerler her ikisi için ihramdan çıkma yeridir. Malik'ten rivayet olunduğuna göre; kendisine Rasulullah'ın Mina hakkında şöyle buyurduğu haberi ulaşmıştır: "Burası kurbanı kesme yeridir. Mina'nın tümü kurban kesme yeridir. Umre yapan için Merve kurban kesme yeridir. Mekke'nin bütün cadde ve yolları kurban kesme yeridir."

Deveyi Boynundan Kesmenin ve Diğer Hayvanları Boğazlamanın Müstehab Olduğu
Deveyi, ayakta olduğu halde sol ön ayağını bağlayarak boyundan kesmek müstehabdır. Bu hususta hadisler gelmiştir:
Müslim'in Zeyyad bin Cübeyr'den rivayet ettiğine göre; İbn Ömer devesini çökertmiş olduğu halde kesen bir adamın yanına geldi de ona; "Deveni sol ön ayağı bağlı olarak ve ayakta kes, böylece Nebi aleyhisselam'ın sünnetine uy." dedi.
Cabir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre Nebi aleyhisselam ve ashabı deveyi sol ön ayağı bağlı olup, kalan ayaklarının üzerinde ve ayakta olarak keserlerdi. (Ebu Davud)
İbn Abbas'dan rivayet olunduğuna göre; "Deveyi bağlı halde keserken üzerine Allah'ın ismini anın" ayeti hakkında "üç ayak üzerinde ayakta olarak kesilir" demiştir. (Hakim)
Sığır ve koyuna gelince; Bunları yatırarak kesmek müstehabdır. "Boynundan kesilmesi gereken hayvan boğazlanırsa, boğazlanması gereken hayvan ise boynundan kesilirse mekruh olur," denmiş, diğer bir rivayette ise, "mekruh olmaz" denmiştir.
Hedy kurbanını hacının kendisinin kesmesi müstehabdır. Eğer kendisi iyi kesemiyorsa başkasına kestirip, kendisinin de yanında hazır bulunması mendubdur.

Hedy Kurbanından Kasaba Ücret Verilmez
Hedy kurbanından kasaba ücret vermek caiz değildir. Ancak tasadduk olarak verilmesinde bir beis yoktur. Çünkü Ali (r.a.) şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) kurbanlık develerine nezaret edip etlerini, derilerini ve çullarını sadaka olarak dağıtmamı ve onlardan kasaba bir şey vermememi emretti ve "Kasaba ayrıca kendimiz veririz" buyurdu. (Buhari, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud ve İbn Mace)
Bu hadisten, hedy kurbanını kesmek için vekil tayin etmek ile etini, derisini ve çulunu sadaka olarak dağıtmanın caiz olduğu ve kasaba ücrete olarak kurbandan bir şey vermenin caiz olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak "Kasaba ayrıca kendimiz veririz." sözü, kasaba, yaptığı işin ücretinin verileceğine delildir. Hasan'dan rivayet olunduğuna göre; o "Kasaba derinin verilmesinde bir beis yoktur" demiştir.

Hedy Kurbanının Etinden Yemek
Allahu Teala hedy kurbanının etinden yemeyi emrederek şöyle buyurdu: "Onun etinden yeyiniz. Ve fakirlere yediriniz." (Hacc: 28)
Bu emir, zahiri olarak vacib ve nafile kurbanını içine alır.
Fakihler bu konuda ihtilaf etmiş, Ebu Hanife ve Ahmed; temettu, kıran ve nafile kurbanların etinden yenebileceğine bunların dışındakilerin etlerinden yenilemeyeceği görüşüne varmışlardır.
İmam Malik şöyle demiştir: "Haccı fasid olduğu ve haccı kaçırdığı için gönderdiği kurbanın etinden, temettu kurbanı ve bütün hedy kurbanlarından yiyebilir. Ancak eziyet verme fidyesi ve avlanma cezası olarak kesilen kurbanlarla, fakirlere adanan kurbanlar ve yerine varmadan önce hastalandığı için kesilen kurbanların etinden yiyemez.
Safii'ye göre; avlanma cezası, haccın fasid olması cezası, temettu ve kıran için vacib olan kurban gibi vacib olan hedy kurbanından yemek caiz değildir. Kendisine adak yaparak vacib kıldığı kurban da bunun gibidir. Etinden yiyemez. Ancak nafile kurbanın etinden yemesi hediye olarak vermesi ve tasadduk etmesi caizdir.

Hedy Kurbanından Yemenin Miktarı
Hedy kurbanı kesenin, bir ölçü koymadan dilediği miktarını yemesi caizdir. Yine bunun gibi hediye olarak dağıtması ve uygun gördüğü yerlere tasadduk etmesi de caizdir. Denildi ki; "Yarısını yer, yarısını tasadduk eder." Yine denildi ki; "Kurbanın etinden üçe taksim eder. Üçte birini kendisi yer, üçte birini hediye olarak dağıtır, kalan üçte birini ise tasadduk eder."

 


:: Ana Sayfa ::